Seni,sesini,şarkıları alıp, gidelim buralardan.

“Kendine yabancı bir nesneymiş gibi bakabilmek,baktığın nesnenin neye benzediğini unutmak, sadece bakışın kendisini anımsamak.”
- Ah Kafka.
En çok neye üzülüyorum biliyor musunuz ?
Her şey bittiğinde, gerçekten sona erdiğinde,
Ve ben ölürken,
Kocaman bir pişmanlıkla öleceğim.
Dayımın her doğum günümde aldığı hediyelere iliştirdiği nota inat
” Hayatında hiç keşkeler olmaması dileği ile kızım.”
Hayatımdaki keşkelerle öleceğim.
Öleceğim.
23/5/12
Hadımköy
Hissettiğim şeylerin gerçekliğinden çok,
Yaşadığım acının gerçekliğine bakıyorum.
Gözbebeklerime yerleşmiş bir karın ağrısı gibi,
İçimde, kesintisiz, sancıyıp duran.
Bazen, öylesine bir aralanıyor dudaklarım,
Bir şey diyecek gibi.Aslında kusuverecek oluyorum biran, gördüğüm tüm o suratlara.Sonra yutkunuyorum, derin bir nefes almaya çalışırken başım dönüyor. Gözbebeklerimdeki sancı. Çenemdeki kasılmalar. Midemdeki bulantı. Uyuşan sol kolum.
”Canım yanıyor.” derken,
Hiç olmadığım kadar ciddiydim.
21 Mayıs ‘12
Hadımköy
Fotoğraf: 19 Mayıs ‘12
Bazen kendimi, bir asansörün içine oturmuş, kim hangi kata çekerse oraya gidiyormuş, aralanan kapıdan hayatlarına bakıp, çağrıldığım bir diğer kata gidiyormuşum gibi hissediyorum.
Uykusuz bir gecenin koynundan kalktım. Bir yurt odasında, hiç uyumadığım bir uykudan uyandım. Her sabah gözlerimi açıyor olmam, uyandığım anlamına gelmiyor ama. Gerçek bir uyanış değil hiçbiri. Saçlarımı yıkadım önce, sonra hazırlanır gibi yaptım. Vazgeçtim. Gitmek istemiyordum. Aslında istiyordum ama gidemiyordum. Geri çağıran bir şeyler var. Öyle bir cinnet gecesinden çıktım ki, bu oda dışında her yere gidebilirmişim hissi. Orası dışında. Orası bir ihtimaller denizi. Görebileceğim,gözlerine değebileceğim, ayağıma takılabileceği, içime düşebileceği, içine düşebileceğim, her şeyin ve hiçbir şeyin olabileceği bir yer orası.
Eğer o sabah aklımda, çok güzel olup, seni görmek varsa,
Uykumu bölmeden geri yatmayı öğrendim.
Çünkü, sen ile ben hep en çirkin anlarımızda denk düşeceğiz.
21/5/12
Hadımköy

